Delphi Technologies, yenilikçi ve inovatif bir marka olarak dijitalleşiyor

“2019 yılı çok daha zorlayıcı bir yıl olabilir. Özellikle tamir ve yenileme odaklı, orjinal ekipman kalitesinde ürünler sunan muadilimiz firmalar için zorlayıcı bir yıl bekliyor. Hedeflerimize göz attığımızda ise yine 2 haneli bir büyüme hedefimiz ve öngörümüz bulunuyor. 2014 yılının Nisan ayında Aftermarket sorumluluğuna atandım ve o zamandan bu yana geçen yıllar içerisinde de birçok zorlayıcı faktör mevcut olsa da bizler ciddi oranlarda büyüme yakaladık. Bu olumlu tablonun devam edeceğine inanıyoruz.”

Türkiye’de 1989 yılından beri faaliyet yürüten otomotiv ekipmanları üreticisi Delphi Technologies Türkiye, Kazakistan, Orta Doğu ve Asya Direktörü Reşat Dumanoğlu, Aftermarket sektörünü çalışmalarını ve gelişmelerini dergimizle paylaştı. Yenilikçi ve inovatif bir marka olarak dijitalleşmeyi göz ardı etmeyen bir yapı olan Delphi Technologies’in teknolojik trendleri ve uygulamalarının gelecek yılda çok daha fazla hissebileceğinin altını çizdi.

Hem binek hem de ticari araç pazarına yönelik farklı çözümler gerçekleştiren Delphi Technologies’in genel yapılanmasından ve çalışmalarından bahseder misiniz?

Delphi Technologies olarak, Türkiye’de 1993 yılından bu yana hizmet vermekteyiz. Türkiye’deki üretim faaliyetlerimize baktığımızda dizel enjeksiyon sistemleri üretiyor ve pazarlıyoruz. Markanın Türkiye geçmişine bakıldığında ilk olarak 2002 yılında İzmir Ege Serbest Bölgesi’ndeki 1. fabrikamız açıldı. Ardından 2012 yılında 2. fabrikamız ile üretimde devamlılık sağladık. Fabrikalarımızda 1.000’i aşkın çalışanla yıllardır hem binek otomobil hem de ticari araç pazarına elektrikli araçlar ve içten yanmalı motorlar için çözümler geliştiriyoruz. Organizasyon ayağımızın bir diğer kısmı Aftermarket (satış sonrası) ekibimiz. Delphi Technologies’ı bir pazarlama ve perakende şirketi olarak düşündüğümüzde, dizel kanalında çok eskiye dayandığını gözlemleyebiliriz. Daha önceleri bir distribütör aracılığıyla takip edilen bu işlemler, 2011 yılı itibariyle organizasyonumuzun sorumluluğu dahiline girdi. Satış sonrası organizasyon ekibi olarak 5. yılda ciddi anlamda büyüme kaydederek markanın bilinirliğini ve tüm tüketiciye ulaşmasını sağlama yolunda ciddi faaliyetler gösteriyoruz. Dünyanın farklı coğrafyalarında birçok fabrikamız bulunuyor. Farklı coğrafyalardan ortaklıklarımız aracılığıyla inovatif bir ürün yelpazesine sahip olan Delphi Technologies olarak ürün gamımızda birçok çeşit sıralamamız mümkün oluyor. Ana ürün grubumuzda yer alan fren sistemlerinin yanında ön takım sistemleri, araç elektroniği dediğimiz ateşleme bobini, sensor odaklı grubumuz, klima, kompresör gibi parçalar temel olarak sayabileceğimiz ürün grupları arasında gösterilebilir.

Türkiye’de öne çıkan bir ürün grubunuz mevcut mu?

Delphi Technologies olarak tüm ülkeye ve sektöre yeni ürün geliştirme çalışmalarına odaklanmış durumdayız. Dünyada da dizel teknolojisi üzerinde söz sahibi olan ağır vasıta araçlarında önemli bir konumlanmamız var. Volvo, Renault, DAF gibi önemli ağır vasıta araçlarının bizim donamımıza sahip olduğunu belirtebiliriz. Ayrıca son dönemde Euro 6 Emisyon oranına uygun olarak üretilen Mercedes Arocs bizim donanımımızdadır. Bu dizel grubunun yanı sıra fren grubunda da etkin işler yürütmekteyiz. Dönemsel gelişimimize baktığımızda ise zorlayıcı faktörler olmasına rağmen 2018 yılında %44 seviyesinde bir büyüme gerçekleştirdik. Bu bahsettiğim 2 ürün grubunda, özellikle de fren grubunda %60 seviyelerini bulan bir büyüme sergiledik. Fren gruplarını en hızlı şekilde piyasaya sunmamız ve en kaliteli şekilde tüketiciye ulaştırmamız piyasada bilinirliğimizi arttırdı ve büyüme rakamlarımızı da destekledi. 2018 yılı itibariyle bünyemiz içerisinde oldukça başarılı sayılan bir diğer gelişme ise Bölge Direktörlüğü haline gelmemiz oldu. Türkiye satış sonrası organizasyonun, toplamda 67 ülkeyi bulan ve Kafkasya, Ortadoğu ve Afrika’yı kapsayan Bölge Direktörü haline gelmesi üretim kanalımızda da ciddi faaliyetler olmasını sağladı. Çok güçlü istihdam yaratılmasının yanı sıra Aftermarket organizasyonun da bölge için bir merkezi konumuna geldik. 2018 yılı bu noktada bizler için büyük bir heyecan yarattı. 8 Aralık 2017 tarihinde New York borsasının Delphi Technologies gonguyla başlamasının ardından 2018 yılında da yeni markamızın lansmanı yaptık. Mart ayında Çırağan Sarayı’nda, Eylül ayında ise Automechanika’da yeni lansmanlar yapıldı. Bu sayede tüm bayilerimizle bir araya gelme fırsatı bulduk. Markamız; logo, renk ve paketleme gibi birçok yeniliği de içerisinde barındırıyor. Satış sonrası ekibine bakıldığında ise daha fazla çözümler üretmeye odaklı bir yapı ortaya çıktı. Bu yansımaların toplamı ürün gamımızda çok daha yenilikçi olmamızı sağladı.

Ekonomik gidişatın sektörünüze etkisi nasıl oldu?

Markamız ve çalışanlarımız olarak temelde Türk ekonomisinin işgücüne ve üretim kapasitesine inanıyoruz. Türkiye’deki üretici pazara inanıyoruz. Dinamik nüfus yapısının iş gücü üzerindeki etkisini de hissedilir oranda yaşıyoruz. Rekabetçi ve zorlayıcı bir piyasamız bulunsa da genel sektör açısından düşündüğümüzde bu durumun büyümeye yol açabilecek bir etmen olduğunun da farkındayız. Ülke ekonomisi açısından tüm firmalar için zorlayıcı olan faktörlerin bizler için de zorlayıcı olduğunu söyleyebiliriz. Tüm bu zorluklara karşın zeminde büyümeye yönelik attığımız adımlar sayesinde doğru bir korelasyon yakaladığımıza inanıyorum.  Bu bağlamda tüm devalüasyon gelişmeleri olumsuz sonuçlar doğursa da Delphi Technologies olarak geçtiğimiz yıl büyüme kaydettik. Önümüzdeki yıl için bakarsak; 2019 yılı çok daha zorlayıcı bir yıl olabilir. Özellikle tamir ve yenileme odaklı, orjinal ekipman kalitesinde ürünler sunan muadilimiz firmalar için zorlayıcı bir yıl bekliyor. Hedeflerimize göz attığımızda ise yine 2 haneli bir büyüme hedefimiz ve öngörümüz bulunuyor. 2014 yılının Nisan ayında Aftermarket sorumluluğuna atandım ve o zamandan bu yana geçen yıllar içerisinde de birçok zorlayıcı faktör mevcut olsa da bizler ciddi oranlarda büyüme yakaladık. Bu olumlu tablonun devam edeceğine inanıyoruz.

Otomotiv sektörü gelecek 10 yıl içerisinde gelişen birçok teknoloji sayesinde çok farklı biçimlerde konumlandırılıyor. Siz bulunduğunuz noktadan yaşanan bu gelişme ve değişimleri nasıl değerlendiriyorsunuz?  

Firma olarak trendleri görerek ve buna hazırlık yaparak kendi yapılanmamızda çeşitlilik yakaladık ve konumlandırmamızı yaptık. Araçların yapısındaki parçaların çeşitliliği daha da artacak. Bu durum farklı yansımalar yaratabilir. Tamire ihtiyacı olan ve olmayan parçalar, farklı araç tipleri, konvansiyonel olmayan araç tipleri çok daha zorlayıcı şartlar oluşturabilir. Güncel yakıt sistemleri ve motor sistemlerinde trendleri takip eden ve bunu yakalayan bir firmayız. Trendleri takip edip yeni durumlara uyum sağlayabiliyoruz. Türkiye’de ve küreselde baktığımızda ise yüksek basınçlı, düşük hacimli ve dizel gibi yüksek verimli teknolojilere atıfta bulunan GDI Motor Teknolojisi kullanmaktayız. Bu noktada konumlamamız çok iyi durumda ve son 4 yılın En İyi Motor Ödülü’nü alan PSA Grubu motoru, firmamızın teknolojisiyle enjeksiyon sistemlerini oluşturmuştur. Türkiye adına önemli bir diğer önemli nokta ise Volkwagen grubuyla GDI teknolojisi üzerine çalışıyor olmamız. Dolayısıyla araç satışlarında Türkiye ve Batı Avrupa’da %3–4 seviyesinde büyüme söz konusuyken, GDI teknolojisine geçiş yılımızda bu oran %18’i buldu. Bu teknolojiyi çok daha içselleştirerek 2018 yılının konseptini GDI olarak belirledik ve son olarak katıldığımız Automechanika Frankfurt’ta öne çıkan ürünümüzü de bu teknolojinin çıktısı olarak koyduk. Otomotiv dünyasında her yıl farklı bir teknoloji konuşulduğu gibi bir önceki yıl da 3. Tip Elektrikli Motorlar konuşuluyordu. Bu doğrultuda 2016 Automechanika Frankfurt’ta 48 volt elektrikli araçlara ürettiğimiz çözümleri ön plana çıkarmıştık. İlerleyen zamanlarda belli bir seviyede olan elektrikli araçların çok daha fazla ön planda olacaklarına inanıyoruz. Gelişen bu teknolojilere yönelik otomotiv sektörüne dair de gelişmelere ve bu yöndeki konumlamamıza da devam ediyoruz. Üretim ve dağıtım ayağının bir diğer önemli kısmı ise satış sonrası ekibidir. Satış sonrası ekibe baktığımızda ise iş ortaklıklarımız ile piyasada yüksek bir büyüme oranı yakaladık. Bu durumun da yakaladığı birçok trendler var ve teknoloji gelişimi söz konusu olduğu sürece bu gelişimler de hayatımızın vazgeçilmezleri arasına girecek.

Satış sonrası hizmetleriniz nelerdir?

Satış sonrası sektörde firmaların tüm dünyada mevcut olan satınalma grupları söz konusudur. Türkiye’de de bu yapılar mevcut. Firma olarak biz de bu satınalma gruplarıyla ve onların ortaklarıyla işbirliği halindeyiz. Bunun yanı sıra Türkiye’de uzman / ürün uzmanı olarak nitelendirebileceğimiz 30’u aşkın bayilerimiz var. Bayiliklerin niteliği kadar niceliği de oldukça önemlidir çünkü ürünün piyasada bulunurluğunu arttırmak ve doğru noktaya ulaşmak konusunda firmaya destekleri önemli orandadır. Delphi Technologies olarak aynı zamanda bölgesel bayilerimiz de var. Bölgesel bayiiler farklı pazarlarda da popülerliğini koruyor. Her ne kadar bayilerimiz tüm bölgelere ulaşsalar da bölgesel bayilerimiz pazarın daha derinlerine penetrasyon oluşturabilmemiz için bize yardımcı oluyorlar. Teknoloji odaklı bir firma olmamızdan kaynaklı teknik destek hattımızla koordinasyon yakalayan teknik bir ekibi de bünyemizde barındırıyoruz. Teknik ekibimiz ile de satış sonrasını destekliyoruz. Daha öncesinde dizel odaklı faaliyetlerimize odaklanırken git gide bağımsız yedek parça alanını yaygınlaştırma noktasındayız. 2019 yılında bu detaya çok daha fazla odaklanacağız. Aynı zamanda Türkiye’deki bu faaliyetlerden diğer ülkelerden gelen yönetici ve teknisyenlerimize de aktarmak istiyoruz. Büyük bir organizasyonun parçası olarak kalite normları ve geri dönüşlerin öneminin farkında bir şekilde oluşabilecek tüm sıkıntılı durumlar özelinde destek noktalarımızı sonsuzlayabiliriz. Müşteri memnuniyetini ön planda tutan ve olası problemlere karşı çözüm alan bir yapıyı koruyoruz. Satış sonrası ekip olarak temelde bunlardan bahsedebiliriz. Delphi Technologies olarak dikkat ettiğimiz bir diğer unsur ise lojistik ayağımızdır. Lojistik adına ise iç bünyemizde git gide farklı çözümler sunmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla müşteri memnuniyetini sağlayan son temel unsuru da sağlamlaştırmış oluyoruz.

Aftermarket Bölge Direktörlüğü’nün Türkiye’de olması ne gibi faydaları beraberinde getirecek?

Bu gelişme şimdilik daha çok uluslararası profesyonellere ve beyaz yaka çalışanlara katkı sağlıyor. Türkiye pazarına olan güven ile ilintili bir prestij kazancının olacağına da inanıyoruz. İstihdam kazanımına da sebep olan bu gelişmeyle birlikte yeni yapılanma sayesinde Türkiye’nin bütün bölgeye pazarlama aktivitelerini çok daha aktif yürütme sağlaması söz konusu oldu. Yüksek teknolojili ve Batı Avrupa standartlarında üretim yapan Delphi fabrikalarının öncü bir satış sonrası projeleri yönetimi söz konusu oldu.

Delphi Technologies olarak dijitalleşme ile ilgili nasıl bir planlamanız var?

Yenilikçi ve inovatif bir marka olarak dijitalleşmeyi göz ardı edemeyiz. Delphi Technologies olarak ön planda tutmaya çalıştığımız bu olguyla ilgili de yatırımlarımızı yapmaya devam ediyoruz. Bu durumun uzantılarını ise 2019 yılı içerisinde görüyor olacağız. Böylelikle teknoloji odaklı bir firma olarak bu alanı çok daha fazla içselleştirme fırsatı yakalayacağız.