ZF bir teknoloji şirketi vizyonuyla hareket ediyor

 “ZF bir teknoloji şirketi olarak konumluyor kendisini. Strateji olarak da efficiency, safety, mobility (etkin, mobil, güvenli) üzerinden hareket ediliyor. Bunun en önemli ayaklarından birini de “Vision Zero” oluşturuyor.”

ZF Aftermarket Genel Müdürü Selim Aydınoğlu

ZF Aftermarket Satış ve Pazarlama Müdürü Atilla Hassas

Öncelikle sizi kısaca tanıyabilir miyiz? Genel olarak kariyerinizden, otomotiv sektöründeki çalışmalarınızdan ve özel olarak ZF Türkiye içerisindeki görevinizden bahsedebilir misiniz?

Selim Aydınlıoğlu: 1976 yılında İstanbul’da doğdum. İstanbul Teknik Üniversitesi Matematik Mühendisliği bölümünden mezun oldum. Ardından işletme yüksek lisansı yaptım. İş hayatına farklı bir otomotiv firmasında başladım. 16-17 yıl kadar bu kurumda çeşitli görevlerde çalıştım. Satış destek elemanı olarak girmiştim. Devamında yedek parça, satış sonrası hizmetler ve en son görevimde satış pazarlama direktörlüğünü üstlendim. 2016 yılında 1 Şubat’ta ZF Türkiye’de göreve başladım.

Atilla Hassas: 10 yıldan uzun bir süredir ZF Türkiye’de çalışıyorum. Buraya servis müdürü olarak başladım. Kısa bir süre sonra OE satıştan sorumlu oldum. Bundan önce de yine otomotiv sektöründe 2 farklı firmada görev almıştım.

Otomotiv endüstrisinin en büyük şirketlerinden biri olan ZF Türkiye, Türkiye’de de etkin çalışmalar yapmaya devam ediyor. ZF Türkiye’nin genel yapılanmasından ve faaliyet alanlarından bahsedebilir misiniz?

Selim Aydınlıoğlu: ZF son dönemde tüm dünyada bir organizasyon değişikliğine gidiyor. Bu yapı içerisinde bizim gibi dünyada bulunan şirketlerin hepsini Division B adı altında yani yeni ismi ile ZF Aftermarket iş birimi altında topluyorlar. Dolayısı örneğin Türkiye’deki olduğu gibi ZF Services Türk, TRW gibi şirketler tek bir çatı altında toplanacak. Tüm şirket bir matrix organizasyon altında bir araya gelecek. Bundan sonra sadece ZF Aftermarket ismi ile hizmet sunacağız. Bunun altında bugün iki şirket var. Yarın tek şirket olabilir ya da merkez karar verirse yarın üç şirket olabilir. Bunun altındaki sistemi de tüm dünyada ikiye ayırıyorlar. Birincisi daha çok destek birimleri diyebileceğimiz insan kaynakları, finans, mali işler, pazarlama, malzeme yönetimi, depo, stoklama, lojistik gibi bölümler var. İkinci olarak da daha çok iş getiren bölümler diyebileceğimiz satış ve servis bulunuyor. Bunun haricinde bir de üst yönetim var.

ZF Aftermarket ise kendi içerisinde Otomotiv ve Endüstri olarak ikiye ayrılıyor. Otomotiv’in içerisinde de bizim OE satış dediğimiz kısım var. Independent Aftermarket dediğimiz bizim şu anda Sachs, Lemförder ve TRW grubumuzun olduğu alan. Onun haricinde ZF markalı ürünlerin olduğu alanımız mevcut. Dolayısıyla otomotiv kısmını bu şekilde yönetiyoruz.

Endüstri kısmı da kendi içerisinde, daha ziyade demiryolu, rüzgar, denizcilik, özel tahrik sistemleri gibi alanları kapsıyor.

Bu yapılanma içerisinde Türkiye pazarında hangi ürünlerinizle ön plana çıkıyorsunuz? Daha çok tercih edilen ve satışı yapılan ürünleriniz hangileri?

Otomotiv alanındaki çalışmalarımızla ön plana çıktığımızı söyleyebiliriz. Otomotiv tarafında OE ve klasik yedek parça satışında ağırlıklıyız. Endüstri bölümünde yavaş yavaş hızlanıyoruz.

Rüzgar enerjisi, marine gibi alanlarda önemli işler yaptık.

Üretiminiz nerede yapılıyor? Türkiye’de üretim bulunuyor mu?

Üretimimiz temel olarak Almanya’da yapılıyor. Almanya’nın farklı şehirlerinde yerlerimiz var. Almanya dışında Fransa Macaristan, Çin, Amerika, Brezilya’da üretilen ürünler de var.

Türkiye’de de var. Burada komponent imalatı yok ama Independent Aftermarket için üretimimiz mevcut. Gebze’de Sachs fabrikamız var. Amortisör üretiyor. Gerçekten de çok başarılılar. Yaklaşık olarak 800 kişi istihdam ediliyor, önemli bir şey. Bunun dışında İzmir’de var. Orada da 400 çalışanımız var. Lemförder markasına üretim yapıyorlar.

ZF Türkiye, teknoloji yatırımları ve Ar-Ge yaklaşımı ile de otomotiv sektöründe hem Türkiye’nin hem de dünyanın en büyük şirketlerinden biri. Son dönemde yapılan yatırımlardan kısaca bahseder misiniz?

Finansal olarak ciddi bir yatırım yapıyoruz bu alana. Yıllık ciromuzun %5-7 arasında bir kısmı buraya ayrılıyor. Şirketin dünya çapında 50’ye yakın Ar-Ge merkezi var. Ar-Ge ve yeni ürün geliştirme ile ilgili gerçekten ZF’nin vizyonu oluşturulmuş durumda. Bazı zamanlarda biz bile şaşkınlıklar yaşayabiliyoruz. Şirket son dönemde vizyonunu e-mobility, automobiles driving, safety konularına çevirdi. ZF’nin küresel olarak tüm çalışanlarına da bu mantık yerleştiriliyor şu anda. Uygulanan performanslar, değerlendirme sistemleri, sürekli gönderilen yayınlarla bu strateji bütün alt kademelere ve tüm paydaşlara yayılıyor. Burada ciddi bir dönüşüm olacağı kesin. En büyük dönüşümlerden bir tanesi ise elektrikli araçlar olacak. ZF orada ciddi bir adım attı. Ağır vasıtadan başladık konuya. Türkiye’de bu alanda ZF’nin merceğinde bulunuyor. Tüm dünyada elektrikli araçlara bir dönüş var. Türkiye’de örneğin bazı belediyeler elektrikli otobüs almaya başladılar. Bunlar da hep ZF komponentlerini de kullanıyorlar. Araçları harekete çeviren unsurlar ZF kaynaklı. O yüzden bu çok önemli bir konu.

Şirketin 2025 vizyonu olan “Gör – Düşün – Uygula” ve “Vision Zero”’ ile trend belirleyici bir yapıya geçeceğinizi biliyoruz. Şirket nasıl bir konuma evrilecek? 

Tüm dünyada otomotiv sektörü elektriğe dönüyor, otonom araçlar çıkıyor ve dahası da gelecek. Birçok platformda yedek parça üreticilerinin durumu ne olacak diye tartışılıyor. Şu andan geleceğe bakıldığında hangi senaryonun oynanacağını kestirmek güç ancak ZF’nin bu alandaki stratejileri çok açık. ZF çok net şekilde efficiency, safety, mobility (Etkin, Mobil, Güvenli) olacağım diyor. Güvenliğin altına da “Vision Zero” hedefini koyuyor. Bu her yerde geçerli bir kavram. Atölyeden girişlere, satıştan servise kadar her yerde geçerli. Vision Zero’yu sıfır kaza olarak uygulayacaksın diyor.

ZF’nin işçi güvenliği, işçi sağlığı, iş kazası ile ilgili sıkı kuralları var. Bunu yaparken de başına bir “Zero” koyuyor. İlk seferde doğru yapmayı salık veriyorlar. ZF bir teknoloji şirketi olarak konumluyor kendisini. “Vision Zero”da bu anlamda çok önemli. Buna giden yolu da See-Think-Act olarak ifade ediyor. Önce göreceğim, düşüneceğim ve sonra hareket edeceğim. Bunu hepimiz insan olarak yapma kabiliyetine sahibiz. Peki bunu nesnelere nasıl yaptırabiliriz? Normal şartlarda baktığınız zaman ZF aks üretiyor, şanzıman üretiyor. Bahsettiğimiz bu mekanizmaların düşünmesi mümkün değil. Kim düşünecek? Biz düşüneceğiz. Bunun için de teknolojiyi kullanıyoruz ve aracın bizim için düşünmesini sağlıyoruz. ZF bunun için bazı firma satın almaları yaptı. Partner şirketler kurdu. Yapay zeka üstünde çalışmalar yapıyor. Radar şirketleri ile anlaştı, hatta satın aldı ya da yüzdesel olarak ortak olduğu radar şirketleri oldu.

2017 yılını şirket olarak nasıl kapattınız? Hedeflerinize ulaşabildiniz mi?

2016’ya göre ciromuzda % 27’lik bir artış oldu. Hedefimiz de 20-25 aralığıydı. Dolayısıyla o bakımdan çok memnunuz. Yani işlerimiz iyi oldu. Mutluyuz. Almanya da Türkiye’den çok memnun. Ekip olarak hedef koymaya alıştık, tutturmaya da alıştık. Bu yıl işimizi en çok büyüttüğümüz işlerden bir tanesi, ciromuzu arttırdığımız, otomobil şanzıman yedek parçası. Onunla ilgili bir takım çalışma grupları oluşturduk. Birkaç tane workshop yaptık. Otomobil grubunda gerçekten çok büyük bir başarı elde ettik. Ancak gidilecek daha çok yol var.

2018 yılı için markanız ve kurumunuz için genel öngörünüz nelerdir? Bu yıl içerisinde nasıl bir strateji ile hareket etmeyi düşünüyorsunuz?

Genel olarak 2018 yılından çok olumlu beklentilerimiz var. Sadece ZF için değil, Türkiye için de gerçekten olumlu düşünüyoruz. Otomotiv, turizm gibi sektörlerin bu yıl canlanmasını bekliyoruz. Almanlar yeniden Türkiye’ye gelmeye başlıyor. Alman turist sayısında ciddi artışlar var. Ruslar daha sık geliyorlar. Ve bunlar toplu taşımaya olumlu etki edecek, inşaata olumlu etki edecek, ulaşıma olumlu etki edecek. Dolayısıyla genel olarak 2018’den umutluyuz.

Traktör grubunda da varız

Türkiye’de araziler küçük olduğu için 50-60 beygir arasında ürünler tercih edilir. Ancak son dönemde uygulanan politikalar nedeniyle daha güçlü traktörlere de ihtiyaç duyulacak. Biz de bu alanlarda yatırım yapıyoruz ve ürünler üretiyoruz. Otomatik ve yarı otomatik ürünlerimiz var.