İşin lokomotifi Ar-Ge ve inovasyon çalışmaları

AVL Araştırma ve Mühendislik Türkiye Genel Müdürü

Serkan Impram

Firmanızın Ar-Ge çalışmaları ve teknoloji, inovasyon vb. konulardaki yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

AVL, otomotiv ve güç aktarma sistemleri mühendisliği konusunda açık ara dünya lideri konumunda olan ve yıllık cirosunun %10’unu Ar-Ge ve inovasyona yatıran bir Ar-Ge ve mühendislik şirketidir. Bizde, AVL Araştırma ve Mühendislik Türkiye olarak İstanbul’da iki Ar-Ge merkezimizle, küresel yapımıza benzer bir stratejide çalışmalarımızı yürütüyoruz. İki büyük Ar-Ge merkeziyle tüm dünyaya projeler yapıyoruz. Bu Ar-Ge merkezlerimizde oluşturduğumuz katma değer, dünya genelinde yapmış olduğumuz çalışmalarla eş değerdedir. Dahil olduğumuz projelerin önemli bir kısmı seri üretime yöneliktir, çıktıları dünya piyasalarında satılmakta olan araçlarda yer almaktadır.

Proje hacmimizin %80’inden fazlasını küresel müşterilerimiz için yaptığımız yenilikçi ve ileri teknoloji geliştirme faaliyetleri oluşturuyor. Bu faaliyetler kapsamında, 3-5 yıl içerisinde müşteriye sunulacak ürünlerin öncül Ar-Ge ve mühendislik çalışmalarını gerçekleştiriyoruz. Bu nedenle, gerçekleştirdiğimiz çalışmaların odağında hep yeni ve ileri teknolojiler var. Yapısal olarak sektördeki temel yenilikçi çarklara sahip olmamız bu sonucu doğuruyor. Tüm bu bilgiler ışığında bu işin lokomotifinin Ar-Ge ve inovasyon çalışmaları olduğuna inanarak ilerlemeye devam ediyoruz.

Ar-Ge Merkezinizin firmanıza genel olarak ne tür katkıları oluyor?

Otomotiv sektöründe 2030’a gelindiğinde dünyada üretilen her 10 araçtan 7’sinin hibrit-elektrikli veya tam elektrikli olacağının tahmin ediliyor. Diğer yandan, teknolojinin, altyapının ve yasal düzenlemelerin de hazır olmasıyla birlikte araçların %15’inin otonom olacağı öngörülüyor. Bu açıdan baktığımızda, Ar-Ge merkezleri geleceğin otomotiv sektöründe olmak, rakiplerle yarışabilmek ve sektöre yön verebilmek için oldukça güçlü oluşumlardır. AVL Araştırma ve Mühendislik Türkiye olarak biz, Ar-Ge merkezlerine yaptığımız yatırımlarla daha yenilikçi ve müşterilerimizin ihtiyaçları doğrultusunda nokta atışı çözümler sağlayabiliyoruz. Bu sayede, Ar-Ge ve mühendislik alanlarına yaptığımız yatırımlarla ihracatta büyüme kaydettik. Son 8 yıllık dönemde her yıl yaklaşık yüzde 67 büyüme kaydettik. Sadece geçtiğimiz yıl ciromuzu yüzde 74 oranında büyüttük. Firmanın 2017 sonu itibari ile toplamda gerçekleştirilen mühendislik ihracatı ise 20 Milyon Euro’ya yaklaştı. Bunu 2018 sonunda 30 Milyon Euro’ya doğru taşımayı hedefliyoruz.

Ar-Ge Merkezlerinin Türk otomotiv sanayi için önemine değinebilir misiniz?

Günümüz otomotiv ve taşımacılık sektörlerinin ihtiyaçları ve bu sektörlerde yaşanmakta olan ciddi değişimler, her geçen gün daha da zorlaşan emisyon sınırlamaları karşısında alınması gereken önlemler göz önüne alındığında, Ar-Ge çalışmalarının, temiz, ekonomik ve konforlu mobilite için öncü ve yüksek teknoloji içeren çözümleri geliştirilmesi konusunda sektöre büyük katkılar sağladığını söyleyebilirim. Özellikle yerli araç projesi ve onu takip edecek diğer hamleler için yeterli donanıma sahip Ar-Ge merkezlerinin geliştirilmesinde ve yetişmiş mühendis ihtiyacının karşılanması için çalışmaların artırılmasının Türk otomotiv sanayisine gelecekte büyük katkılar sağlayacağına inanıyorum.

Türkiye’deki otomotiv mühendislik çalışmaları değerlendirildiğinde, yüksek teknik derinlik ve katma değere sahip çalışmalar yaptığımızı söyleyebilirim. Ar-Ge merkezlerimizde yürüttüğümüz bu çalışmaların ülkedeki mühendislik bilgi birikimi ve yetkinliğini artırarak uluslararası rekabet gücümüze katkı verdiğini görüyoruz. Ayrıca, ülkede nitelikli mühendislik istihdamı yaratarak uluslararası rekabet ve yetkinlik sağlıyoruz. Bu çerçevede, Ar-Ge Merkezlerinin ve orada yürütülen etkin çalışmaların Türk otomotiv sanayine önemli katma değerleri oluşturacağını düşünüyorum.

Otomotiv sanayinde faaliyet gösteren firmaların bu alanlarda yaptıkları yatırımları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Otomotiv, genel üretim teknikleri açısından her ne kadar oturmuş bir sektör olarak da görünse de son yıllarda çok ciddi ve hızlı bir değişimden geçmektedir. Pazar açısından bakıldığında müthiş bir rekabet ve maliyet baskısının olduğu rahatlıkla söylenebilir. Otomotiv mühendisliğinde temelde en optimum çözümü en verimli, güvenilir, sürdürebilir seviyede ve satılabilir fiyatlarla sunmak zorundasınız. Bu çözümü sunarken müşteri beklentilerinin de her geçen gün arttığını düşünecek olursak sürdürebilirlik için tek yolun yenilikçilikten geçtiğini görürüz. Bu çerçevede, üretim öncesi yapılan Ar-Ge çalışmaları ve ileri mühendislik çözümleri rekabette öne geçme şansı yaratıyor, buna sağlam bir zemin hazırlıyor. Teknoloji geliştikçe hayatımıza daha çok giriyor ve biz bu yenilikleri çok kolay kabul ederek beklentilerimizi bir üst modelde daha da yukarı koyuyoruz. Bunları karşılamak üzere doğru şekilde yapılanmış olan küreseldeki Ar-Ge ve Mühendislik merkezlerinde güçlü ekiplere ve yenilikçi çözümlere sahip olan üreticiler pazar paylarını koruyarak veya artırarak var oluyorlar. Bu nedenle, bu alanda yapılan yatırımlar ne kadar etkin ise, sonuçları firmalara o kadar faydalı oluyor. Burada şunu belirtmek isterim ki, Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarının yönetimi de bir o kadar kritik öneme sahiptir. Birçok yenilikçi fikir ve özellik ürüne dönüşemeyebiliyor ve bu Ar-Ge’nin doğasında olan bir durum. Bu nedenle, yapılacak yatırım, istihdam edilecek personel ve yetkinlikleri çok iyi değerlendirilmeli ve yönlendirilmelidir.