Ana ve yan sanayi olarak Ar-Ge’ye daha fazla odaklanmalı

TOFAŞ CEO’su

Cengiz Eroldu

Tofaş bünyesinde Ar-Ge merkeziniz var mı?

Tofaş Ar-Ge, 1994 yılında üretimdeki modellere problem çözme desteği verme ve ürün devreye alma misyonu ile kuruldu. İlerleyen zamanda yetkinliklerini geliştirerek üründe değişiklik yapma, ürün tasarımı ile ilgili hafif yüz yenileme çalışmaları ve ürün geliştirme aşamasında üretime nispeten daha yakın olan prototipleme çalışmalarıyla yetkinliğini ilerletti. 2000’li yılların ikinci yarısında yeni ürün geliştirme alanındaki yetkinliklerimizi artırmaya yönelik çok önemli yatırımlar yaptık. Sırası ile mevcut mimari üzerine yeni araç geliştirme ve yeni araç mimarisi becerilerini geliştirdikten sonra içinde bulunduğumuz son dönemde müşterinin ihtiyaçlarına uygun en optimum çözümleri geliştirecek şekilde ürün kavramı ve yeni teknolojiler geliştirme, bilgi üretme konularına odaklanmış bir şekilde çalışmaya devam ediyoruz.

Özetle, FCA’in önemli Ar-Ge merkezlerinden biri olarak sadece Avrupa’da değil dünyanın değişik pazarları için ‘yeni ürün geliştirme’, ‘mevcut ürünlerin güncellenmesi’ ve EMEA bölgesinde ‘belirli alanlarda teknoloji geliştirme için mükemmeliyet merkezi’ olarak faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.

Cironuz içinde Ar-Ge’nin payı nedir? Bu ciro içinde Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarına ne kadar harcama yaptınız?

Ar-Ge’ye uzun yıllardan bu yana aralıksız yatırım yapıyoruz. 10 yıldan daha uzun bir süredir ciromuzun yüzde 3’ünü Ar-Ge harcamalarına ayırıyoruz. Bu, Türkiye ortalamasının hayli üzerinde bir oran.

Avrupa Komisyonu çatısı altında yer alan Ortak Araştırma Merkezi’nin Skor Listesi’nde son 3 yıldır Türkiye’nin en çok Ar-Ge harcaması yapan şirketi olarak yer alıyoruz.

Şirket politikanız içinde Ar-Ge ve inovasyonun yerini kısaca anlatır mısınız? Söz konusu alanda kaç kişiyi istihdam ediyorsunuz?

Ar-Ge’yi, Tofaş’ı rekabetçi bir üretim merkezi olmanın ötesinde, Fiat Chrysler Automobiles’in teknoloji ve yenilikler dünyasının önemli bir üyesi haline getiren bir yetkinliğimiz olarak görüyoruz. Ar-Ge, geleceğimizi şekillendirmede daha etkili roller üstlenmemize yol açan en önemli unsurlardan biri olmaya devam edecek.

Tofaş Ar-Ge olarak 25 yıla yaklaşan bir tarihe ve önemli bir bilgi birikimine sahibiz. Kendimizi sürekli geliştiriyoruz. Başladığımız nokta ile ulaştığımız nokta arasında çok büyük bir fark var. Tofaş bugün sadece öncü, tam gelişmiş bir üretim merkezi olarak değil, aynı zamanda son teknolojiye sahip Ar-Ge merkezi olarak faaliyet gösteriyor. 600 kadar Ar-Ge çalışanımız, 18 bin metrekarelik laboratuvar ve ofis alanımız ve 45 milyon Euro’luk altyapı yatırımımızla Fiat Chrysler Automobiles’ın en büyük Ar-Ge merkezlerinden biri konumundayız.

Şirketinizin 2017’de ve bu yılın ilk yarısında Ar-Ge çalışmaları sonucu ürettiği, geliştirdiği ya da patentini aldığı yeni bir ürün var mı?

Tofaş’ta geliştirilen binek ve ticari araçları, Avrupa başta olmak üzere, dünyanın yaklaşık 80 ülkesine ihraç ediyoruz. Tofaş Ar-Ge, bugün üretmekte olduğumuz modellerin ürün geliştirme süreçlerinde farklı seviyelerde önemli roller aldı. Bu sayede, Doblo, Fiorino ve Egea modellerinin fikri sınai haklarına sahip olduk. 2015 yılından bu yana otomotivin beşiği Amerika’ya da araç ihraç etmeye başladık. Kuzey Amerika pazarına uygun şekilde geliştirerek üretilen Fiat Doblo’yu Kuzey Amerika pazarına Ram markası altında, ProMaster City ismiyle ihraç ediyoruz. 2016 yılında da Egea model ailesi ile Meksika gibi farklı pazarlara girdik.

Yeni ürün geliştirme alanındaki atılımlarımızın dünya Ar-Ge yatırımları listesinde Türkiye’den sıralamaya üç yıl üst üste en önde giren şirket olmamızda da önemli bir etkisi bulunuyor.

Otomobil ve hafif ticari araçların yanı sıra otomotiv teknolojileri üzerinde de çalışıyoruz. Örneğin, Tofaş Ar-Ge’de geliştirilen ve bu yıl pazara sunduğumuz Fiat Yol Arkadaşım Connect uygulaması ile sürücü ve otomobilin iletişimini bir üst boyuta taşıdık. Egea’nın yer aldığı sınıfta ve hafif ticari araçlarda ülkemizde bir ilk olan, Fiat Yol Arkadaşım Connect ile uzaktan aracın kapı ve bagaj kilitlerini açma-kapama, lastik basınçlarını, yakıt ve akü durumunu takip etme, geçmiş servis işlemlerini takip edebilme ve online servis randevusu alabilme ile aracın park konumunu ve sürüş detaylarını görebilme, hız ve mesafe limiti belirleyerek bildirim alabilme, acil yol yardım ile ambulans hizmeti alabilme gibi birçok faydalı fonksiyona sahip olunuyor.

Geçtiğimiz aylarda Egea modellerinde sunulmaya başlanan bu uygulama, eylül ayında Doblo ve Fiorino modellerinde devreye girecek.

Endüstriyel alanda ise, bilgi teknolojileri ve nesnelerin internetinin sağladığı imkânlardan yararlanılarak, üretkenlik ve kaliteyi artırmaya yönelik, küresel çaptaki rekabetçiliğimizi sürdürülebilir kılacak bir yol haritası ile çalışılıyoruz.

Üretimde yüksek seviyede otomasyon ve robot kullanımının yanı sıra, iç dijital inisiyatifler olarak kalite kontrol amaçlı çok kameralı yapay görme sistemi (Image Processing Station), 3D yazıcılarla ekipman yedek parçalarının üretimi ve “artırılmış gerçeklik gözlüklerinin” manuel lojistik operasyonlarında operatör yönlendirme sistemi olarak kullanımı projeleri öne çıkıyor.

Ayrıca, Colloborative Robot Projesi kapsamında (COBOT), üretim hattında insanlarla ortak alanda çalışabilecek orta yük kapasiteli işbirlikçi robotlara yönelik çeşitli projeler devreye aldık. Bunların yaygınlaştırılmasında da araştırmalara devam ediyoruz.

Teknoloji geliştirme konularında ulusal ve uluslararası bilimsel makale yayınlarımız yıllar içinde istikrarlı bir şekilde artıyor. TÜBİTAK ve Avrupa Birliği destekli olarak yürütülen pek çok araştırma projesinde yer alıyoruz. 2017 yılı itibariyle içinde yer aldığımız AB Araştırma Projeleri sayısını 16’ya çıkardık. Bu projeler kapsamında 200’ün üzerinde uluslararası proje ortağıyla çalıştık. 2017 yılında, 4 yeni H2020 proje başvurusunu kabul ettirme başarısını gösterdik.

Katma değer sağlayan yeni projeler ve yenilikçi fikirlerle patent başvuru sayısını her yıl artırmayı hedefliyoruz. Tofaş Ar-Ge Merkezi tarafından yürütülen yenilikçi çalışmalar sonucunda 2017 yılında 55 yeni patent başvurusu gerçekleştirdik.

Şirketinizin Ar-Ge ve inovasyona yönelik gelecek planlarından bahsedebilir misiniz? Ar-Ge ve inovasyon vizyonunuz nedir?

Özellikle teknolojik gelişmeler, dijitalleşme ve çevre etkileri sektörümüzdeki değişimi tetikleyen en öncelikli konu başlıkları. Örneğin, dijitalleşmenin sonucu olarak bağlanılırlık (connectivity) ve araçlar arası iletişim çözümlerini otomobillerde standart ya da yaygın ürün özelliklerinden biri olarak görmeye başlıyoruz. Hybrid, elektrikli araçlar, önümüzdeki 5 yılda pazarda belli bir yer bulmaya başlarken; otonom araçlarla ilgili de daha belirgin bir tablo oluşacaktır.

Tüm bu gelişmeler bize gelecekte otomotiv üreticileri ve teknoloji sağlayıcıları arasındaki işbirliklerinin çok daha yaygın olacağını gösteriyor. Ürünlerdeki teknoloji bazlı değişimlerin yanı sıra, araç paylaşımı ve farklı mobilite çözümlerinin de otomotiv sektöründe önemli bir iş alanı olacağını öngörüyoruz.

Tofaş Ar-Ge’de, dünyanın her bölgesinde müşteri ihtiyaçlarını tam anlamıyla karşılayan, heyecan verici araçlar ve teknolojiler üretme vizyonuyla çalışıyoruz.

FCA’in Avrupa’daki stratejik Ar-Ge merkezlerinden biri olarak gelecek ürün teknolojileri kapsamındaki çalışmalarını takip ediyor; belli alanlarda ise geliştirme merkezi olarak sorumluluk alıyoruz. Ar-Ge’mizde, ürün geliştirme, ürün ve robotik üretim otomasyon gibi üretim teknolojileri geliştirme gibi ana faaliyet alanlarında çalışıyoruz. İleri araştırmalar kapsamında ise hafifletme ve elektrifikasyon üzerinde çalışıyoruz.

İnovasyon çalışmalarımızı ise Ar-Ge kapsamıyla sınırlamadan bir yönetim yaklaşımı olarak ele alıyoruz.

Sektörünüzde sizce Ar-Ge ve inovasyonun yeri nedir? Türkiye’de sektörünüzde dünyayla karşılaştırıldığında gelinen nokta nedir?

Katma değerli ürünler, hizmetler geliştirebilmek ve küresel ölçekte rekabetçiliği korumak açısından Ar-Ge ve inovasyonun önemli elbette çok büyük. Dünya ile mukayese ettiğimizde sektörümüzün ana ve yan sanayi olarak Ar-Ge’ye daha fazla odaklanması gerektiğini görüyoruz. Tofaş’ta Ar-Ge’ye ülke ortalamasının oldukça üzerinde yatırım yapıyoruz. Yatırımlarımız, küresel pazarlarda rekabet edebilecek ürün projelerinin ülkemize çekilmesine, bu ürünlerin Türkiye’de geliştirilmesi ve üretilmesine dolayısıyla ihracat hacmimizi artırarak ülke ekonomisine daha fazla katkı sağlamamıza olanak sağladı. Bugün, bu sayede küresel ürünler geliştirip bunları dünyanın farklı bölgelerine ihraç edebiliyoruz.