Alfa Romeo “Alfetta” günümüz yarış otomobillerine ilham veriyor

Performans ve estetiği bünyesinde buluşturan İtalyan otomobil markası Alfa Romeo, 110. yıldönümü kutlamaları çerçevesinde hazırlanan “Storie Alfa Romeo” serisini otomobil tutkunları ile buluşturmaya devam ediyor. İlk olarak 1950 yılında başlayan Formula 1 şampiyonasında yarış otomobili Alfetta 158 ile fırtınalar estiren Alfa Romeo, bu dönemi dünyada yaşanan politik ve sanatsal gelişmelerle birlikte okuyuculara aktarıyor. Alfetta’nın İkinci Dünya Savaşı’na rağmen özenle gelişimini tamamladığı ve kazandığı başarıları serinin bu bölümünde gözler önüne seriliyor

Formula 1 yarışlarının başlangıcı, İtalyan Efsanesi Alfa Romeo ve üstün yarış aracı Alfetta serisi ile özdeşleşiyor. 1950 yılında gerçekleşen ilk yarış olan Grand Prix Şampiyonası’nı kazanan marka, bu zafere Nino Farina pilotajında Alfa Romeo Grand Prix Tipo 158 “Alfetta” ile ulaştı. 1951 yılında ise Alfetta 159, Juan Manuel Fangio ile bu başarıyı üst üste ikinci kez tekrarladı. İkinci Dünya Savaşı öncesi üretimine başlanan ve savaşın zorlu yıllarında binbir özenle korunan Alfetta serisi, günümüz yarış otomobillerine ışık tutan teknik altyapısıyla motor sporları tarihine adını altın harflerle yazdırdı.

Yarış dünyasının Alfetta 158’i

Üretildiği dönemin teknolojsinin çok ilerisinde olan Alfetta’nın tek kademeli kompresör, üç gövdeli karbüratör ve üstten çift eksantrik gibi teknolojilerle donatılan sıralı 8 silindirli motoru, Motor Tasarım Departmanı Başkanı Gioacchino Colombo tarafından geliştirildi. Ani hızlanmalar sağlayan güvenilir ve güçlü motorun ağırlığı; monoblok için elektron veya krank mili için nikel-krom çelik gibi hafif alaşımların uygulanmasıyla 165 kilograma kadar düşürüldü. Araçta dikkat çeken bir diğer uygulama ise; şanzımanın arkada diferansiyel ile birlikte tek bir gövdede monte edilmesiyle daha az yer kaplaması oldu. Alfa Romeo, iki aks arasında en uygun ağırlık dağılımını mümkün kılan  “transaxle mimarisi” adı verilen bu ünlü tasarımını, daha sonra yol otomobillerinde de kullandı.

Savaş nedeniyle gizlenen yarış otomobilleri

İkinci Dünya Savaşı’nın otomotiv endüstrisindeki Ar-Ge süreçlerini duraksatmasına rağmen, savaş öncesi dönemde kaydedilen yenilikçi teknik ilerlemeler, savaştan sonraki dünyaya da ışık tutarak günümüze kadar devam etti. Bu ilerlemenin eksiksiz taşınmasında Alfa Romeo cephesindeki en büyük pay, savaş döneminde fabrikada yer alan araçların düşman eline geçmemesini ve güvenle taşınmasını sağlayan Alfa Romeo çalışanlarının ve markaya gönül verenlerin oldu. 1943 yılında işgal altında olan Milano’da, az sayıdaki Alfetta 158 Portello fabrikasının deposunda saklanıyordu. Düşman orduları tarafından savaş ganimeti olarak ele geçirilme riskine karşın, fabrika teknisyenleri yaptıkları planlarla araçları kamyonlarla daha güvenli bir yere taşıma kararı aldılar. Bu planlara Alfa Romeo 158 motoruyla dünya hız rekoru kıran sürat teknesi şampiyonu Achille Castoldi gibi Alfa tutkunları da katkı sağladı. Araçları güvenli bölgelere taşıma operasyonları oldukça tehlikeli anlara da sahne oldu. Silahlı bir Wehrmacht devriyesi ile karşılaşan Alfetta yüklü kamyon konvoyu, İsviçreli Alfa test pilotu Pietro Bernini’nin akıcı Almancası ve Alman komutan ile kurduğu kontrollü diyalog sayesinde, güvenli bir şekilde farklı garaj ve çiftliklere ulaştı.

F1 lansmanı ve 3F’ler Takımı

 Savaşın bitiminin ardından Alfetta 158 modelleri Portello’ya geri getirildi ve dikkatlice restore edilerek F1 yarışlarına hazırlandı. Alfa Romeo ekipleri, her ne kadar pistlere ve şampiyonalara tam hazır olmasa da, yenilmezliklerini bir kez daha göstermeye odaklandılar. Bu azimle 1947 ve 1948 yılları arasında Pilot Nino Farina, Cenevre’deki Gran Prix of Nations’da birinci olurken Varzi ise Torino’daki Valentino Grand Prix’inde birinciliği elde etti. Milano Gran Premio’da zafere ulaşmak için rakiplerini ezip geçen pilot ise Tossi oldu.  8 yarıştan oluşan ilk FIA Formula 1 Dünya Şampiyonası, 1950’de İngiltere Grand Prix’i ile Silverstone’da başladı. Böylece birkaç yıl önce birbirleriyle savaşmış olan ülkelerin takımları, bir spor etkinliğinde bir araya gelerek de tarihteki yerlerini aldılar. Başlangıç çizgisindeki ilk 4 pozisyonda ise Alfetta 158 modelleri bulunuyordu. Giuseppe “Nino” Farina, ilk cepten start alarak, en hızlı tura imza atarak yarışı zaferle tamamladı. Luigi Fagioli ikinci olurken, Reg Parnell ise yarışı üçüncü sırada noktaladı. Basın, tüm rakipleri ezip geçen ve rakipsiz olan Alfa pilotları Farina, Fangio ve Fagioli üçlüsünü “3 F’ler takımı” olarak adlandırdı. Pilotlar, katıldıkları tüm Grand Prix yarışlarında 12 kez podyuma çıkarak 5 kez de en hızlı tur zamanına imza attılar. Bu başarıyı da Alfa Romeo tasarımcısı ve Colombo ortaklarından Giuseppe Busso; “Asıl sorunumuz üç sürücünün hangisinin herhangi bir yarışı kazanması gerektiğine karar vermekti” şeklinde ifade etti.

158’in kıyaslanamaz üstünlüğü

 Alfetta 158; yüksek hız, yol tutuş ve güvenilirlik kombinasyonu sayesinde, döneminin en iyi ve en başarılı otomobil teknolojisi olarak nitelendi. 1938 yılındaki ilk tanıtımında 185 beygir gücünde kompresörlü 1,5 litrelik bir motora sahip aracın kompresörü, savaştan sonraki ikinci lansmanda çift kademeli hale getirildi. Böylelikle aracın motoru 275 HP’ye, 1950 yılında ise 8.600 d/d’da 350 HP’ye ulaştı. Son derece hafif gövdesiyle sadece 2 kg/HP gibi son derece iddialı bir ağırlık/güç oranına sahip motor, bugün bile birçok süper spor otomobile uygun bir değer olarak tanımlanıyor.

Rekorlar Alfetta 159 ile devam etti

Alfa Romeo, 3 Eylül 1950’de Monza Grand Prix’i için Alfetta 159’un teknik yeterliliğinin test çalışmalarını gerçekleştirdi. Bir sonraki yıl gerçekleşecek şampiyonada kullanılmak üzere geliştirilen yeni Alfetta, ilk yarışında da zafere ulaştı. Direksiyon başındaki Nino Farina ise ilk Formula 1 Dünya Şampiyonu oldu. Ertesi yıl şampiyonada Alfa Romeo ve Ferrari arasında uzun soluklu bir mücadele yaşandı. 1951 yılındaki yarışlarda teknisyenler son müdahalelerle 17 yıllık geçmişi olan Alfetta’nın motorunu 450 HP’ye çıkarmayı başardılar. Bu çabalar ve pilotların üstün yetenekleri sayesinde Alfetta 159; İsviçre, Belçika, Fransa ve İspanya GP’lerinde zafere ulaşarak 11 kez podyuma çıktı ve 7 yarışta en hızlı tur zamanına imza attı.

Aracın bu başarıları, Alfa Romeo’yu beyaz perdeye de taşıdı. Dönemin en güçlü iki İtalyan yapımcısı olan Dino De Laurentis ve Carlo Ponti, Son Buluşma (Ultimo Incontro) adlı filmin başrolleri için yine dönemin en önemli aktörleri olan Amedeo Nazzari ve Alida Valli’ye filmde yer verdiler. Formula 1 yarış pistlerinde ve Alfa Romeo yarış ekibinin ofislerinde geçen bu filmin senaryosu ise Alberto Moravia’nın kaleminde güçlendi. 24 Ekim 1951 tarihinde gösterime giren filmden dört gün sonra efsanevi Alfetta 159 pilotu Juan Manuel Fangio, İspanya Grand Prix’ini kazanarak Dünya Şampiyonu oldu. Böylelikle Alfa Romeo, tarihteki ilk iki Formula 1 Dünya Şampiyonası’nı kazanma başarısını gösterdi. Bu başarılarından sonra marka, hem rakipsiz hem de estetik yol ve spor otomobiller üretimine odaklanarak yarış dünyasındaki etkinliğini azalttı. 2018 yılına gelindiğinde ise Sauber ekibi ile birlikte F1’e tekrar geri dönen Alfa Romeo, 2020 yılından itibaren ise Alfa Romeo Racing ORLEN adı altında yarışacağını duyurdu.